Sadık Gürbüz’ün Yarım Asırlık Sanat Yolu Almanya’da Kutlanıyor
Türk halk müziği ve özgün müziğin sevilen isimleri arasında yer alan, emekten ve özgürlükten yana şarkıları ile sevda türküleriyle tanınan Sadık Gürbüz, sanat yaşamının 50’nci yılı vesilesiyle bu hafta sonu Almanya’daki sevenleriyle bir araya geliyor. Sanatçının bu anlamlı kültür ve sanat buluşmasında halk ozanı Ali Asker de özel konuk olarak sahne alacak.
Yarım Asırlık Müzik Yolculuğu Frankfurt ve Köln’de
Konserler ilk olarak Frankfurt’ta, ardından ise Köln’de gerçekleştirilecek. Sadık Gürbüz’ün 50. sanat yılı kutlamaları 24 Ekim Cumartesi günü Frankfurt’ta, 25 Ekim Pazar günü ise Köln’deki etkinliklerle müzikseverlerle buluşacak. Avrupa’daki sevenleri için devasa bir birikimi sahneye taşıyacak olan sanatçı, konserlerinde geleneksel türküler, deyişler ve semahların yanı sıra geride kalan yarım asırlık dönemde çağdaş şairlerden bestelediği eserleri seslendirecek.
Tiyatro Sahnesinden Müzik Dünyasına Uzanan Hayat
10 Nisan 1950 tarihinde Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Keçiköy’de dünyaya gelen Sadık Gürbüz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi ancak yaşamını sanatçı olarak sürdürmeyi seçti. Profesyonel sanat yaşamına tiyatro oyuncusu olarak adım atan Gürbüz, 1970’li yılların başında Şehir Tiyatroları’nda görev yaptı. 1976 yılında siyasi sebeplerle görevine son verilince tiyatroyu bırakmak zorunda kalan sanatçı, aynı yıl yayımlanan “Sevdasıyla Kavgasıyla Pir Sultan Abdal” adlı ilk albümüyle müzik yolculuğuna ağırlık vermeye başladı.
Müzik kariyeri boyunca bazı tiyatro oyunları ve sinema filmlerinin müziklerine imza atan Gürbüz, aynı zamanda bazı sinema filmleri ve dizilerde oyuncu olarak da rol aldı. Uzmanlar onun müziğini değerlendirirken batılı anlamdaki düzenlemelere dikkat çekiyor. Sanatçı, albümlerinde yorumladığı türkülerde ve bestelerinde piyanodan flüte, bas gitardan kavala ve kemana varıncaya dek farklı enstrümanları kullanma cesareti gösterirken altyapıdaki modernliğe rağmen türküleri özünden koparmadan seslendirmesiyle tanınıyor.
Sanatsal Sorumluluk ve Toplumsal Duruş
Sanatçı kimliği ile toplumsal sorumluluk arasındaki bağı her zaman önemseyen Sadık Gürbüz, geçmişteki bir söyleşisinde bu konuyu şu sözlerle açıklamıştı: “Eğer kendinizi üreten ve emekçi sınıfına ait hissediyorsanız, toplumsal sorumluluk kaçınılmaz bir görevdir. Bir hukukçu nasıl kendi alanında kavga veriyorsa, sanatçı da kendi dalında mesajını iletir ve yaşadıklarını anlatır. Sanatçı, halkına karşı kendini borçlu hissettiği için bu yükümlülüğü üstlenir. Ancak toplumdan yana tavır koyup iktidarlara boyun eğmediğinizde sakıncalı görülürsünüz ve üzerinizde yoğun baskı hissedersiniz. Sanatla uğraşan kişi ile gerçek sanatçı arasındaki ayrım da burada ortaya çıkar.”

Kaynak: Birgün ·
Bir yanıt yazın