06 Kasım 2026, Cuma

İzmir'in Kültür-Sanat Platformu

Kültür-Sanat Haberleri

“Hakikatin Ölümü” Altın Portakal’da Geçmişle Yüzleşmeyi Beyaz Perdeye Taşıdı

Deniz Altınok · 29 Ekim 2026 · 4 dk okuma
"Hakikatin Ölümü" Altın Portakal'da Geçmişle Yüzleşmeyi Beyaz Perdeye Taşıdı
Paylaş:
İzmir Kültür Sanat'ı Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.

Hasan Öztoprak’ın aynı adı taşıyan romanından beyaz perdeye uyarlanan “Hakikatin Ölümü” filmi, Antalya Altın Portakal Film Festivali bünyesindeki Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında izleyiciyle buluştu. Yönetmenliğini Hüseyin Karabey’in üstlendiği yapım, seyircilerden büyük ilgi gördü. Başrollerinde Mert Fırat ve Mehmet Günsür’ün yer aldığı filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Yağmur Elif Seber, Ümit Çırak ve Emre Yıldızlar bulunuyor. Eser, iki eski dostun seneler sonra yeniden karşılaşması üzerinden Türkiye’nin 1990’lı yıllardaki karanlık atmosferine, suskunluklarına ve bireyler üzerinde bıraktığı derin izlere odaklanıyor.

Kuklalar ve İhanetin Farklı Yüzleri

Film, bir kuklanın boğazındaki kesik görüntüsüyle açılış yapıyor. Bu sembolik başlangıç, anlatının en başından itibaren izleyicinin zihninde karakterlerin kendi hayatlarının öznesi mi yoksa başkaları tarafından yönlendirilen figürler mi olduğu sorusunu uyandırıyor. Hikaye ilerledikçe kukla imgesi tekrar karşımıza çıkıyor ve ihanet kavramının tek bir biçimde tanımlanamayacağı hissettiriliyor.

Gösterimin ardından düzenlenen söyleşide Hüseyin Karabey, bir izleyicinin kuklaların neyi temsil ettiğine dair sorusuna şu yanıtı verdi: “Çok güzel bir soru. Tam da istediğim buydu. Ama sizi kendi yanıtlarınızla baş başa bırakacağım.” Karabey, anlatılanları edilgen bir şekilde kabul eden değil, filmi, karakterleri ve yönetmenin kendisini sorgulayan aktif bir seyirci profili hedeflediğini belirtti. Çünkü yapımdaki karşılaşmalar, vicdanın sınırları ve geçmişi örtme çabaları göründüğünden çok daha derin katmanlar barındırıyor.

90’lı Yılların Gölgesi ve İnsan Hikâyeleri

Filmin odağında Feridun ve Timuçin karakterleri yer alıyor. Yıllar sonra bir araya gelen iki eski dost, sadece birbirleriyle değil, geride bıraktıklarını düşündükleri geçmişleriyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Karakterlerden biri hatırlamak ve hesaplaşmak isterken, diğeri unutmayı ve geçmişin üzerini örtmeyi tercih ediyor.

Mert Fırat’ın hayat verdiği Feridun, masum ya da suçlu olarak basitçe kategorize edilemeyen çetin bir portre çiziyor. Fırat, Ankara’da yaşadığı gençlik yıllarındaki faili meçhul cinayetlere, çatışmalara ve toplumsal gerilimlere değinerek şu ifadeleri kullandı: “Biz iki oyuncu olarak zaten bir dönemin içinden geçmiştik. Ya da o dönem bizim içimizden geçmişti diyelim.” Fırat, filmin hamasete kaçmadan, insan odaklı bir anlatımla bir neslin hayatının nasıl harcandığını gösterdiğini vurguladı.

İhanet kavramının karmaşıklığına dikkat çeken Karabey ise hainler ile kahramanlar arasındaki çizginin son derece ince olduğunu belirtti: “Hainlerle kahramanlar arasında çok ince bir çizgi vardır. Onlar baskıya maruz kalmış insanlardır. Birileri çözülmüştür, birileri direnmeye devam etmiştir. Ama hainler de kahramanlar da bu yaralarından asla kurtulamazlar.” Mehmet Günsür de Timuçin karakteri üzerinden vicdan sorumluluğuna değinerek “Her hikâyenin bir sorumluluğu var” dedi ve “Karanlık önce seni kullanır, sonra da yok eder” sözleriyle hatırlamanın önemine dikkat çekti.

Seyircinin Kendi Hakikatiyle Baş Başa Kalması

Eserdeki hesaplaşma, iki insanın diyaloğunu aşarak bireyin kendisiyle yüzleşmesine dönüşüyor. Saklanan gerçekler ve verilen kararlar yeniden gündeme gelirken, insanın kendisini kandırma potansiyeli masaya yatırılıyor. Karabey, uyarlamayı yaparken en çok samimi bir yüzleşmeye önem verdiğini söyleyerek, “Çünkü bazen karşımızdakini, düşman olarak gördüğümüz insanları eleştirirken kendi hatalarımızı saklıyoruz. Kendimizi yeterince eleştiremiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Sinemasında hafıza ve toplumsal travmaları sıklıkla işleyen Karabey, bu projede neden benzer temalara yöneldiğini şu sözlerle açıkladı: “Herhâlde unutmamak için film yaptığımı fark ettim. Çünkü unutmazsam belki gelecekte yaşayacağımız yeni travmalara bir nebze daha hazırlıklı olabiliriz diye düşünüyorum.” Filmin sonundaki belirsizlikler ise anlatılanların ne kadarının gerçek, ne kadarının zihinsel bir illüzyon olduğu sorusunu açık bırakarak nihai kararı seyircinin kendi vicdanına ve yorumuna teslim ediyor.

Kaynak: Birgün · Etiketler: , , , , ,

İzmir Kültür Sanat'ı Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

““Hakikatin Ölümü” Altın Portakal’da Geçmişle Yüzleşmeyi Beyaz Perdeye Taşıdı” için 2 yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir