06 Kasım 2026, Cuma

İzmir'in Kültür-Sanat Platformu

Kültür-Sanat Haberleri

Geçmişin Radyo Dalgalarından Taş Plaklara Nostaljik Bir Yolculuk

Cansu Kutlu · 18 Ekim 2026 · 5 dk okuma
Geçmişin Radyo Dalgalarından Taş Plaklara Nostaljik Bir Yolculuk
Paylaş:
İzmir Kültür Sanat'ı Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.

1960’lı yıllarda evlerde radyo bulunması oldukça kıymetli ve nadir bir durumdu. Herkesin evinde radyo olmadığı için komşular ve akrabalar radyo dinlemek amacıyla bir araya gelirdi. Evlerin tek haber ve eğlence kaynağı konumundaki büyük radyolar baş köşede yer alır, anneler ise üzerlerine dantelli örtüler işlerdi. Cihazın kanallarını arama ve karıştırma yetkisi genellikle evdeki babalardaydı. Lambaları ısındığında net ses veren bu büyük radyolar ile yayınlar orta dalgadan, net olarak yalnızca Ankara Radyosu’ndan dinlenebilirdi. Henüz FM yayınlarının icat edilmediği o dönemde başka ülkelerin yayınları ise oldukça cızırtılı olan kısa dalgadan takip edilebilirdi.

Radyo yayınları sabahtan akşama kadar hiç susmaz, ev işleriyle meşgul olan annelerin kulağı sürekli cihazda olurdu. Tıpkı günümüzdeki diziler gibi o yıllarda da her sabah saat 09:40’ta 20 dakikalık Arkası Yarınlar ve çarşamba geceleri saat 21:15’te Radyo Tiyatrosu yayınlanırdı. Radyo Tiyatrosu’nda özel yazılmış oyunların yanı sıra Türk ve dünya edebiyatından pek çok uyarlama yer alırdı. Semih Sergen, Rüştü Asyalı, Baykal Saran, Ecder Akışık ve Tomris Çetinel gibi devlet tiyatrosu sanatçılarının seslendirme yaptığı programlardaki Korkmaz Çakar’ın efektivist anonsları hafızalarda yer edinmişti. Günümüz okurları için edebiyat dünyası ve geçmişin kültürel izleri, o dönemin sanat anlayışını anlamak adına büyük bir köprü kurmaktadır.

Radyo Tiyatrolarından Unutulmaz Müzik Yayınlarına

Radyolarda müzik yayınlarına da geniş bir şekilde yer verilirdi. Sabahları Yurttan Sesler Korosu’nun türküleriyle güne başlanırken, Nida Tüfekçi, Mustafa Geceyatmaz, Nezahat Bayram, Aliye Akkılıç ve Bedia Akartürk gibi ünlü sesler bu koroda görev alıyordu. Akşam yemeklerinde ise ailecek fasıl programları dinlenirdi. 1960’ların ikinci yarısında Ankara’da kışlar oldukça sert geçer, kar yağdığında günlerce yerden kalkmazdı. Okula koltuk altında bir parça odunla giden öğrenciler, soba yakılıp sınıf ısınana kadar öğretmenleri Fatma Anıl yönetiminde Yurttan Sesler Korosu’ndan dinledikleri türküleri yarışma havasında söylerdiler.

Evlerdeki hakim müzik türü alaturka idi. Nuri Sesigüzel, Muzaffer Akgün ile birlikte Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Nesrin Sipahi, Mustafa Sağyaşar, Behiye Aksoy, Mediha Demirkıran, Yaşar Özel ve Ziya Taşkent gibi isimler o dönemin vazgeçilmez sesleriydi. Amcaların da katılımıyla evlerde usulüne uygun fasıllar yapılır, peşrevle başlanıp saz semaisi ile bitirilirdi. TRT radyolarında müzik yayınları oldukça kurallıydı; pop müzik şarkılarının birçoğu denetimden geçemezken arabesk türüne kesinlikle yer verilmezdi.

Üç Kanallı TRT Dönemi ve Korsan Telsiz Yayınları

TRT radyolarının üç kanallı hale gelmesi 1973 yılında TRT Genel Müdürü olan İsmail Cem İpekçi döneminde gerçekleşti. TRT-2 eğitim ve kültür, TRT-3 ise kaliteli müzik yayını amacıyla kuruldu. Yabancı pop ve rock müziğin kaliteli örnekleri TRT-3’te dinlenirdi. Yavuz Aydar ve Şebnem Savaşçı ikilisinin hazırladığı Stüdyo FM programı, 3 Eylül 1978’de başladığı yayın hayatına TRT bünyesinde 34 yıl 4 ay boyunca devam ederek 28 Aralık 2012’de 3803. bölümüyle veda etti. Alternatif müzik arayanların tek tercihi ise her tür müziğe yer veren ve istek yapılan Polis Radyosu’ydu. TRT’deki istekler ise mektupla yapılır ve haftalar sonra yayınlanabilirdi. 1964 yılında TRT’nin kurulmasıyla İstanbul Radyosu’nda pazar günleri yayınlanan ve Türkiye’nin ilk diskjokeyi kabul edilen Fecri Ebcioğlu’nun Dinleyici İstekleri programı haftada 6 binden fazla mektup alıyordu.

Plak Endüstrisinin Yükselişi ve 45’likler

Devlet tekelindeki radyo yayınlarına karşı gençliğin paylaşma arzusuyla ortaya çıkan telsiz radyo yani korsan yayınlar da dönemin dikkat çeken detaylarındandı. Kısa dalgada birkaç yüz metrekarelik alanda yapılan bu yayınlar, polisin tespiti üzerine kısa sürede son bulurdu. Öte yandan müzik dünyasındaki gelişmeler evlere de yansımış ve Perpetium Ebner marka, kendinden hoparlörlü kutu çanta şeklindeki pikaplar kullanılmaya başlanmıştı. 1950’lerin sonlarında kırılgan 78’lik taş plakların yerini, esnek ve sağlam vinil 45’likler almaya başladı. 1963-1965 yıllarında Yeşilköy Plak Fabrikası gibi büyük fabrikaların taş plak üretimini durdurmasıyla 45’likler piyasaya hakim oldu. 1970’lerde arabeskin de devreye girmesiyle en yüksek satış rakamlarına ulaşan sanatçılar, Altın Plak ödülleri kazandı. 1960’ların başında Aranjman, ortalarında Anadolu Pop/Rock ve 1970’lerde Arabesk akımları bu plaklar sayesinde yaygınlaşırken, müzik tutkunları kültürel yolculuk yaşatan bu eserlerle geçmişin sesini bugüne taşıdı.

Geçmişin Radyo Dalgalarından Taş Plaklara Nostaljik Bir Yolculuk

Kaynak: Edebiyat Haber · Etiketler: , , , ,

İzmir Kültür Sanat'ı Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

“Geçmişin Radyo Dalgalarından Taş Plaklara Nostaljik Bir Yolculuk” için 3 yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir